Share
Prof. Vahit Türk
Saray büyük olur, konak küçük.
Sarayın sayısı az, konağın sayısı çoktur.
Saray bağımsızdır, konak bağımlı.

Saray, devleti temsil eder, konak sarayın peşinden gider.
Saray cismen de kavram olarak da görkemlidir, konak daha mütevazidir.
Bu ve benzer pek çok sebeple adalet sarayda oturur, hükümet konakta oturur. Bu, hükümetin adaletin emrinde olması gerektiği için böyledir.

Bütün dinler mensuplarına adaleti emrederler. Türkiye’de kendilerine dini ve tarihi referans alanlar ise sürekli tarihten “adalet” hikayeleri anlatırlar, ancak bu hikayeler hep başkaları içindir. 

İnsanların dini referans alıp da adaleti nasıl yok ettiklerinin her gün yeni örneğini yaşıyoruz. İktidar sahipleri her devirde adaletin emirlerine uymak yerine ona emri altına almaya çalışmışlardır, ancak kendi tabirleriyle “Müslümanların” iktidarındaki kadar alçakça ve namussuzcasını bu ülke hiç yaşamadı.

Fırsat ele geçince hiç tereddüt etmeden, Allah korkusu nedir bilmeden, cemaati menfaatine her türlü haksızlığı göz kırpmadan yapan bir “dini” cemaat ile yine aynı yolu izleyen ve yine bütün referansları din olan bir “yürütme”nin mücadelesinde bize taraf olmak değil yine adaleti aramak düştü. 

Hanımlar Beyler; adaleti saraylarda yaşayacak şeref ve haysiyete yüceltmezseniz devlet gider ve Kısıklı’dakiler de dahil olmak üzere bütün konaklarınız başınıza yıkılır.

Prof. Vahit Türk
Kültür Üniversitesi