Sarhoş

Sarhoşun biri belediye otobüsünde eyyyyyyyt…

Ulen bu otobüsteki önde olanlar boynuzlu, ortadakiler ibne, arkadakilerde pezevenk diye bağırmış…

Şoför zınk diye bir fren…

Gelmiş adamın yanına yakasından tuttuğu gibi yapıştırmış arka cama.

Bir daha söyle bakim kim boynuzlu, kim ibne, kim pezevenk…

Sarhoş: ne bilim abi öyle bir fren yaptın ki hepsi birbirine karıştı

 

Tanık

Ailesiyle Muhteşem yüzyıl dizisini seyreden minik çocuk annesine dönerek ; anne ben de padişah olmak istiyorum dedi.. ve yedi tane cariyem olacak ; Biri bana yemek yapacak,
Biri elbiselerim yıkayacak,
Biri evi temizleyecek,
Biri bana şarkı söyleyecek,
Biri beni yıkayacak,
Biri benimle sohbet edecek eğlendirecek,
Biri de arabamı yıkayacak,
Annesi : peki yanında yatacak kimse istemiyor musun oğlum demiş…
Çocuk ; hayır, benim yanımda sen yatacaksın çünkü seni çok seviyorum anneciğim demiş.
Annesinin gözleri yaşararak sormuş: peki cariyelerin nerde yatacak oğlum? …
Çocuk ; onlar babamla yatsınlar demiş,
Babanın gözleri yaşararak bağırmış ; Padişahım çok yaşaaaa

Orhan – Ercan

Sayın Orhan ERCAN dikkatlerine, Ankara, 12.01.1988

Konu: GÖZLÜK

  

Pek Muhterem Orhan ERCAN bey kardeşim, 8.1.1988 tarihinde lütfedip beni evinizde misafir etmiştiniz. Pek büyük bir şanssızlık neticesinde ve biraz da acele etmemden sebeple, gözlüğümü kıymetli evinizin kıymetli banyosunda unutmuş bulunmaktayım. Binaenaleyh, zamanınızı almaktan son derece müteessir olmakla beraber, gözlüksüzlüğün ne denli zor bir durum olduğunu takdir edeceğinizi ümit etmekten başka yapacak bir şeyim yoktur. Pervasız misalimi mazur görün, bir nev’i yarım insan gibi addediyorum gözlüksüzken kendimi efendim. Kıymetli zamanınızdan bir kısmını ayırarak, gözlüğümü kargo marifetiyle tarafıma Gönderebilirseniz (misal, bir diş macunu kutusuna koyup gönderebilirsiniz) size olan minnetimin ziyadesiyle artacağını arz ederim efendim.

NOT:Kargo mesarifleri bizzat tarafımdan ödenecektir.

Saygı ve muhabbetlerimle kucaklarım,

  

Muharrem ENSARÎ

*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/

Sayın Muharrem ENSARÎ dikkatlerine, İstanbul, 13.01.1988

Konu: GÖZLÜK

Aziz Dostum Muharrem ENSARÎ bey,

  

Gözlüğünüzü bizim fakirhanenin banyosunda unutmuş ve dolayısıyla zor bir durumda kalmış olmanızı büyük bir teessürle müşahede ettim. Filhakika bu sabah, zevcem Belkıs hanımefendi, gözlüğünüzü banyoda bulduklarını bana söylemişlerdir. Kendisinin bana bildirirken yüzünün kızardığı bir başka gerçekten yola çıkarak anladım ki, gözlüğün unutkanlık ve acelecilik sebebiyle banyoda kaldığı aşikardır, zira sifon da çekilmemiştir. Netice itibariyle, pek tabii ki kıymetli gözlüğünüzü tarafınıza yollayacağım (Omo kutusuyla göndermem daha yerinde olacaktır kanaatindeyim, Diş macunu kutusunda gözlüğünüz kırılabilir mazallah). Ancak, bahis açılmışken izninizle,benim de küçük bir istirhamım olacak. Daha önce de defaten arz ettiğim ve tahmin ediyorum ki sizin de unutmuş olabileceğiniz gibi, 1985 senesinin Kasım ayında evinizde kalmış olan esvaplarımın tarafıma gönderilmesi, bu iki önemsiz ve fakat can sıkıcı tesadüfün aynı anda tatlıya bağlanmasına vesile olacaktır.

 

NOT:Kargo mesarifleri küçük bir detaydır, ehemmiyetsizdir, size bir şey olmasın.

  

Muhabbetle Kucaklarım,

  

Orhan ERCAN

  

 

 

 

 

Sayın Orhan ERCAN dikkatlerine, Ankara, 14.01.1988

KONU: GÖZLÜK

Pek Muhterem Orhan ERCAN beyciğim,

  

Dün göndermiş olduğunuz faks mesajınızı aldım, teşekkür ederim,teveccüh buyurmuşsunuz efendim. Esvaplarınızın size gönderilmemesinde ki ihmalkârlığım affedilecek cinsten değildir. Faksınızı okurken bir kez daha utandığımı arz etmek isterim. Ammavelakin, nur içinde yatsın, cebir müderrisimiz Edib beyin de söylediği gibi elmalarla armutların toplanmaması icab eder. Gözlüğün ehemmiyetiyle, birkaç parça esvabın ehemmiyeti kıyaslanmamalıdır. Zira siz esvaplarınız olmadan da örtünebilirken, benim gözlüksüz (Yüce Mevlâm dostlardan uzak eylesin bir ) âmâdan farkım kalmamıştır. Gözlüğüm olmadan esvaplarınızın evin hangi köşesinde olduğunu bulabileceğim dahi şüphelidir. Mevzua pek iyi bildiğim aklı seliminizle bakacağınızdan eminim efendim.

NOT:Zevceniz hanımefendiye en derin hürmetlerimi iletiniz efendim, sifonu çektim lakin zannederim ki şamandrası bozuktu, çalışmadı.

  

Sevgi ve muhabbetle kucaklarım,

  

Muharrem ENSARÎ

  

 

  

/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/

 

 

 

Sayın Muharrem ENSARÎ dikkatlerine, İstanbul, 15.01.1988

KONU: Gözlük

  

Muharrem beyciğim,

  

Faksınızı aldım, teşekkür ederim. Ne rahmetle hatırladığımız cebir müderrisimiz Edib beyin ne de cebirin mevzuumuzla bir alakası olduğu kanaatindeyim. Yok eğer mevzuumuz cebir ise, biz ne der idik unuttum, şimdiki talebelerin Fonksiyon tabir ettiği şeyi, nazarı dikkate alacak olursak, a.x=b.y + c misalinde olduğu gibi x‘in değeri ilk evvela y daha sonra da a,b ve c gibi değerlerle alakalıdır. Bu misalin ana fikri şudur:

Ne ekersen onu biçersin. Yani siz doğru dürüst birisi olsa idiniz, x de x liğini bilir sizin gözlüğünüzü memnuniyetle gönderir idi.

  

NOT: Belkıs’ın da selamı var.

  

Muhabbetle ellerinizi sıkarım,

  

Orhan ERCAN

  

  

  

      

Sayın Orhan ERCAN dikkatlerine, Ankara, 16.01.1988

 

KONU: Gözlük

  

Orhan Bey,

  

Faksınızı aldım. Muhtemelen eskiciden alınmış olan değersiz esvabların, bir ihtiyarın sihhatiyle oynamak için alet ediliyor oluşunu ibretle takib ediyorum. Gözlüğümü çerçevesiyle beraber (stafilodur) acilen tarafıma göndermenizi aksi halde dalağınızla cıma etmek mecburiyetinde kalacağımı binnetice arz ederim.

  

NOT:Belkıs Hanım’a bir şey olmasın. Hışımla ellerinizi sıkarım,

  

Muharrem ENSARİ

  

*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/

 

 

Sayın Muharrem ENSARI dikkatlerine, İstanbul, 17.01.1988

 

KONU: Gözlük

  

Muharrem,

  

Faksını aldım. Hoşt köpek. Mevzuu daha fazla dallandırıp budaklandırmanın alemi yok. Ne kaa ekmek, o kaa köfte. Gönder esvapları al gözlüğü.

  

NOT:Bu işe Belkıs’ı karıştırma.

  

Allah Belanı versin,

  

Orhan ERCAN

 

*/*/*/*/**/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*/*  

Sayın Orhan ERCAN dikkatlerine, Ankara, 18.01.1988

KONU: Gözlük

  

Orhan Öküzü,

  

Küstah faksını aldım. Köpek senin babandır nur içinde yatsın, enik! Esvaplarını banyo sobasında yaktım. Gözlüğü, bedenindeki en münasip d…..e sok.

  

NOT:Belkıs’ın neler karıştırdığını bilebilseydin keşke. Afyon

Vali Muavini Ekrem beyi bir sor bakalım kendisine.

  

Helvanı yeriz Inşaallah,

Muharrem ENSARI

  

Sayın Muharrem ENSARI dikkatlerine, İstanbul, 19.01.1988

 

KONU: Gözlük

  

Salak Muharrem,

  

Gözlüğü sattım. Epeyi de para etti mübarek. İki kat yeni esvap aldım kendime. Benim bu işte karıdan gayri bi ziyanım olmadı, bu yaştan sonra da karıyı neyleyim, kovdum orospuyu kurtuldum zarar, olan senin gözlüğe oldu.    

 

NOT:O Ekrem itini görürsen söyle, onunla görülecek hesabım var. Tez Vakitte geberesin,

  

 

 

 

 

Bektaşinin İneği

Bektaşi’nin uyuz bir eşeği ile besili bir ineği varmış… İnekten süt sağıp satıyor,

parasının yarısıyla da eşeğe arpa alıyormuş. Eşek de bir işe yaramıyormuş. Bir gün

dayanamayıp dua etmiş : Ey Allah’ım, Beni şu uyuz eşekten kurtar! Ertesi sabah

ahırın kapısını açmış ki ne görsün? İnek ölmüş eşek kalmış. Bektaşi o hırsla sokağa

fırlayıp ahaliyi başına toplamış ; – Ey ahali şu yerde yatan nedir? –İnektir- Ya ayakta

duran uyuz? – Eşektir! Bektaşi açmış ellerini yukarıya : Ey ulu Tanrım , sana kırk

yılda bir ricada bulunduk. Onda da eşekle ineği birbirine karıştırdın!

Bektaşi Fıkrası

Milletvekilinin biri bir Bektaşi köyünü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir

eşek görmüş.

Yanındaki Bektaşi’ye sormuş;

Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?

Efendim, demiş Bektaşi, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum.

Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.

Akıllıca ,demiş vekil.

Peki eşek olduğu yerde durup ta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın

durduğunu?

Bektaşi anlayamam; ama ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşekler burada demiş

 

Sen Ne İşe Yararsın

Hoca ile Bektaşi içki içerken yakalanırlar ve Kadı’nın huzuruna çıkarılırlar.

 – Şeytana uyduk kadı efendi. Diye af dileyen hocayı, kadı affetmez ve idam cezası verir.

 Sıra Bektaşi’ye geldiğinde savunmasını yapar:

 – Kadı efendi ben gayri-müslümüm, bana oruç farz değildir.

 Kadı Bektaşi’yi serbest bırakır. Bektaşi Kadı’nın huzurundan ayrılırken sorar:

 – Kadı efendi, ben de şahadet getirip Müslüman olsam, arkadaşımı da bağışlar mısın?

 Kadı efendi düşünür, bir kişiyi Müslüman yapmanın sevabını hesap eder ve Bektaşi’nin teklifini kabul eder,

Hocayı da affeder.

 Kadının huzurundan ayrıldıktan sonra hoca Bektaşi’ye kızgınlıkla sorar:

 – Sen ne biçim adamsın be, bir Hıristiyan bir Müslüman oluyorsun! Sen de hiç iman yok mu?

 Bektaşi gülerek cevaplar:

 – Gavur oldum kendimi, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki sen ne işe yaradın?